5 SON
Tepeden aşağı yuvarlanan bir taş… Taşın köşeleri tozlu yere çarptıkça, taş önceden tahmin edemeyeceğin yönlere doğru savruluyor. Taşın çevresindeki toz bulutuna güneş vuruyor, taş sanki ışıktan bir harenin içinde bir o yana, bir bu yana savrularak ancak aşağı inmeye kararlı bir şekilde -belki de vermiş olduğu tek karar budur- hızla yuvarlanıyor. Etrafta kimsecikler yok, taşı kimin yuvarlamış olabileceğine dair varsayımlar var.
Deli, Peter, afitap, Korsan, Suzi, Johannes ve diğerleri aşağıda olabilecekler hakkında fikirler yürütüyorlar. Az sonra Suzi gizli yedilerin toplantısını rahatsız etmek üzere ağabeyi Kaptan'ın peşine düşecektir. Peter bir liralık haftalık gelirini harcamak için şehre inecek, Korsan ise maceradan maceraya atılacaktır. afitap sadece kibarlıktan bir süre daha çene çalmaktadır. Haliç'e son bir kez bakmak isteği ile müsade istemek üzeredir aslında.
Deli ve diğerleri… Onlar bizimle kalıyorlar.

Birinci son
Tepeyi inerken, Maude'un şarkısı geldi aklına. Baştan sona çaldı, hatırladığı kadarını söyledi:
"Guguk kuşu guguk guguk
Guguk diye guguk guguk
Guguk guguk guguk kuşu…"
Gülümsedi. Yine başladı. Daha iyi çalıyordu şimdi; biliyordu, aşağı inmeden bütün şarkıyı çıkaracaktı.

Birinci sonun sonu
Kaset kapağı açılır, açılıyordur, açılma sesi duyulur. Teybin eject düğmesine basılma sesi teybin kapağının açılma sesinin yüksekliği yüzünden duyulmaz. Teyp eski bir teyptir. Kaset teybe yerleştirilir ve çok belirgin bir sesi vardır bu işlemin. Play düğmesine basılmasıyla birlikte müzik başlar. "Guguk kuşu guguk guguk". Ne de kötü seçilmiştir fon müziği. Ama Deli'nin hoşuna gitmiş gibidir, diğerleri umursamazlar.
Johannes ölmek üzeredir. Aşıktır. Acılar içindedir. Ve Knut Hamsun, erkeklerin yufka yüreklerinin üzerindeki tozu silkelemek üzere eline -eline hiç yakışmayan- "hani filmlerde uşakların elinde gördüğümüz o ucunda tüyler olan sopa"yı, başka bir deyişle "toz almaya yarayan tüylü sopa"yı alır. Bu sopanın bir adı var mıdır?.

İkinci son
"Şimdi lambayı yaktırdım çevrem aydınlandı. Uyuyakalmışım, düşümde yine kendimi bu yeryüzünden çok uzaklarda gördüm. Tanrı'ya şükürler olsun, içimdeki o eski sıkıntı dağılmıştı, hatta hafif bir müzik sesi duyuyordum, hepsinden önce karanlık değildi çevrem. İçim öyle rahat ki. Ama artık yazacak gücüm kalmadı. Elveda sevgilim…"

İkinci sonun sonu
Deli duygulanır, sessiz sessiz ağlar, diğerleri umursamaz görünürler ve taşı kimin yuvarladığı hakkında hararetli bir tartışmaya girerler. Hiçbirinin elinde somut bir kanıt yoktur, ancak varsayımlarına sıkı sıkıya bağlıdırlar. Saatler geçmesine rağmen ortak bir sonuca varamazlar. Bu paragrafın " Deli kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkartamamış" atasözüyle bir alakası yoktur.
Yalnızca erkekler değildir aşk acısından müzdarip olan. Kadınların da duyguları vardır herhalde. Diğerleri bu konuda uzlaşırlar. Deli'nin şüpheleri vardır. Kanıtı kitaplarda arar. Aramakla herbir şeyin kanıtı bulunabilir.

Üçüncü son
"mor manto paraşüt / tek kanat 35 çarpı 25 / inişe geçer afitap yaşam çizelgesinde / ağır ağır düşüyordur / biraz sonra ölecektir / yarım saat sonra durum kerhanede konuşulacaktır / tüm bunları biliyordur / fakat düş düş bitmiyor şu galata kulesi / meğer ne kadar ırak insana kendi kocası / bir damla kan sızamadan hiç bir yerinden / kızoğlankız kocasına kavuştu / hezar-ü problem / afitap çelebi."

Üçüncü sonun sonu
Diğerleri bir erkek elinden çıkan bu kanıtı geçersiz buluken, Deli için kanıt bulunmuş, dosya bir sonraki şüpheye kadar rafa tozlanmaya bırakılmıştır. Knut Hamsun elinde "toz almaya yarayan tüylü sopa"sıyla bir belirir bir kaybolur. Belirmesiyle kaybolması bir olmuştur. Belirmemiş olma ihtimali bile vardır.

Dördüncü son
Peter'in annesi Brigitta ise bir liralık haftalık gelirini duyunca çok sevindi. Hepsi artık çok mutluydu. Önlerinde mutlu bir gelecek vardı.

Dördüncü sonun sonu
Diğerleri, hepsine tiksinerek baktılar. Küçük mutluluklar… Ne kadar bayağı… Deli etkilenmişti. Hepsi Deli'ye acıdı. Herşeyden etkilenen deli. Herşeye inanan deli. Bilmeden, inanan deli. Deli gülümsedi.

Beşinci son
Diabetes - Tatmin edici değil mi? Oyun yazmanın sırrı, finalden başlamaktır. Önce şöyle sağlam bir final bulacaksın, sonra geriye doğru yazacaksın.
Hepatitis - Onu da denedim. Bu defa başı olmayan bir oyun çıktı ortaya.
Diabetes - İyi ama bu çok saçma.
Hepatitis - Saçma mı? Nedir saçma olan?

Beşinci sonun sonu
Taş kaldığı yerden yuvarlanmaya devam ediyor. Etrafta kimsecikler yok, taşı kimin yuvarlamış olabileceğine dair varsayımlar var.

Alıntılar:
birinci son
Colin Higgins - Doğum Günüm Kutlu Olsun
ikinci son
Knut Hamsun - Victoria
üçüncü son
Ferhan Şensoy - Afitap'ın Kocası İstanbul
dördüncü son
Johanna Spyri - Heidi
beşinci son
Woody Allen - Tanrı
MOLA

[ anasayfa | linkler | yazılar | seks | zevkart | komik | çöp | interaktif | ben ]
© 1999 ali yorgancioglu